// Ana Sayfa //       

 

 T.C.
TOKAT CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Medya İletişim Bürosu

 17/03/2016      

                                                           

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ VE
ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ

BASIN AÇIKLAMASI

            Çanakkale… Sırların savaşı… İnancın bayraklaştığı, 15’inde delikanlılarla omuz omuza verenlerin, ölümü öldürenlerin savaşı… Birlerin bin olarak toprağa düştüğü, mevzilerin ete kana büründüğü ve atalarımızın yedi düvele karşı koyarak bir karış toprağa binlerce can verdiği mermilerin savaşı…

            Avrupa büyük devletlerinin Çanakkale Boğazını savaş gemileri ile aşarak İstanbul’a kavuşma hayali kurduğu Çanakkale Savaşı, yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından birisidir. 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inanan İtilaf devletlerinin gemilerini Çanakkale Boğazı’na yakın yerlere demirlediği ve buldukları her fırsatta boğazı bombardımana tuttuğu bir ortamda, aralıklarla süren savaş, 1915 yılı mart ayı geldiğinde iyice alevlendi. Tarih 18 Mart 1915’i gösterdiğinde İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabah saatlerinde Çanakkale Boğazı'na girdi. İngilizler ve Fransızlar, zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı geçebileceklerini umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bir gece öncesinde Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlar düşman gemilerine büyük kayıplar verdirirken binlerce vatan evladı, “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” vecizesini kanıtlarcasına toprağın kara bağrına düşerek şehâdet mertebesine ulaştılar. Ancak düşmana bir karış toprak vermediler.

            Adeta insan öğüten Çanakkale savaşlarında, 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Binlerce kilometre uzaktan başka bir ülkenin kıyılarına gelerek savaşmak zorunda kalarak topraklarımızda can veren yabancı asker sayısı ise, bunun çok daha üzerindedir.

            Türk Milleti, Çanakkale’de 18 Mart 1915 günü, tüm imkânsızlıklara rağmen, imanı ile büyük bir destan yazmış ve tüm dünyaya Çanakkale’nin geçilmez olduğunu göstermiştir.

              Düşman kuvvetleri, Çanakkale Boğazı'nı aşamayarak büyük kayıplar verirken gemileriyle Çanakkale Boğazı'nın engin sularına gömülmek zorunda kalmıştır.

            Bu savaşın özü, kınalı kuzularını dualarla cepheye uğurlayan anaların Minarelerden EZAN sesi kesilecekse, CAMİNİN kandilleri körlenecekse sütlerim haram olsun. Öl de köye dönme.” diyerek evlatlarına imanın yanı sıra vatan aşkını aşılamasında, Seyit Ali Onbaşı’nın Allah aşkı ile 257 kilogramlık bir mermiyi tek başına kaldırıp topun namlusuna sürüp ateşlemesi ile düşman gemisini ikiye bölmesinde gizlidir.

           Öte yandan Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK, Çanakkale Savaşları için; "Bir gün şafakla birlikte topraklarımıza, insanlarımıza ve mukaddesatımıza saldırmışlardı. İçlerinde nereye, niçin geldiğini bilmeyen masum zavallılar da vardı, haçlı ruhunu yüreğinin derinliklerinde gizleyenler de. Bir süre sonra savaştığı insanlara saygı duyanlar da oldu, kafataslarını memleketlerine götürecek kadar nefret edenler de... Zafer kazanma arzusuyla toprağımıza ayak basıp arkadaşlarını, ayaklarını, kollarını ve canlarını burada bırakıp, utanarak gittiler. GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER." demiştir.

            Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY, İstiklâl Marşımızın 6. kıtasında “Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.” diyerek bizlere vatan topraklarının her karışında bir şehidin olduğunu hatırlatmaktadır.

            Tarih yazan değil, tarih yapan bir milletin torunları olarak, dün olduğu gibi bugün de vatanımıza, bayrağımıza, ezanımıza ve çocuklarımızın geleceğine göz dikenlere karşı aynı kararlılıkla karşı koyacağımızdan ve onları kendi kanlarında boğacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

              Bu duygu ve düşünceler içerisinde genç-yaşlı demeden ülkemizin her köşesinden gelerek milli ve manevi değerleri için Çanakkale’de toprağa düşen kahraman şehitlerimizi ve bugün de aynı değerler uğruna canını seve seve feda eden tüm şehitlerimizi 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 101. yıl dönümü münasebetiyle şükran ve rahmetle anıyor; ruhları şad, mekânları cennet olsun diyorum.

                                                                                                       Semih AKGÜN                
Tokat Cumhuriyet Başsavcısı     

 

 

 

   


Tokat Adliyesi Resmi Web Sitesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.